EMED Başkanı Nazlı Tetik, tartışmanın merkezinde yalnızca emeklilik şartlarının değil, vatandaşın devlete ve hukuka duyduğu güvenin bulunduğunu söyledi.
AYM Kararı Binlerce Kişiyi İlgilendiriyor
EMED'e göre Anayasa Mahkemesi'nde bekleyen dosya yalnızca teknik bir sosyal güvenlik uyuşmazlığı değil, yıllarca aynı kurallara göre çalışan engelli vatandaşların haklı beklentilerinin korunup korunmayacağına ilişkin önemli bir sınav niteliği taşıyor.
Nazlı Tetik, "Yaklaşık 18 aydır Anayasa Mahkemesi'nin kararını bekliyoruz. Ancak bu süre içerisinde insanların hayatları beklemiyor. Emekliliği reddedilenler, sonucu bekleyenler, çalışma hayatına devam etmek zorunda kalanlar ve geleceğini planlayamayan binlerce kişi bulunuyor" dedi.
Asıl Tartışma: Geçiş Süreci Neden Öngörülmedi?
EMED, sosyal güvenlik mevzuatında geçmiş yıllarda yapılan değişikliklerde sigortalıları koruyacak geçiş hükümleri oluşturulduğunu hatırlattı.
Dernek, 2003 yılında yapılan düzenlemelerde engelli çalışanların emekliliğinde gerekli prim gün sayısında yaklaşık 400 güne varan artışlar yapılmasına rağmen kademeli geçiş sisteminin benimsendiğini belirtti.
Buna karşın 7538 sayılı Kanun ile yalnızca prim veya yaş şartlarının değil, yaklaşık 45 yıldır uygulanan engelli emekliliği sisteminin temel değerlendirme yönteminin değiştirildiğini vurgulayan EMED, buna rağmen herhangi bir geçiş mekanizması oluşturulmamasını eleştirdi.
Tetik, şu değerlendirmede bulundu: "2003 yılında yalnızca 400 günlük prim artışı için bile 5 kademeli geçiş sistemi uygulanmıştı. Bugün ise engelli emekliliğinin temelini oluşturan değerlendirme sistemi tamamen değiştirilirken mevcut sigortalılar için herhangi bir koruyucu geçiş düzenlemesi yapılmadı. Bizim cevabını aradığımız soru budur."

Devletin Verdiği Raporla Emeklilik Hakkı Arasındaki Bağ Koptu
EMED'e göre geçmiş sistemde vatandaşlar devletin yetkilendirdiği tam teşekküllü hastanelerden aldıkları sağlık kurulu raporlarına göre emeklilik planlaması yapabiliyordu.
Yeni sistemde ise emeklilik değerlendirmelerinin SGK Sağlık Kurulu tarafından çalışma gücü kaybı kriterleri esas alınarak yapılması nedeniyle vatandaşların emeklilik sonucunu önceden öngörmesi zorlaştı.
Dernek, bunun sosyal güvenlik sistemindeki öngörülebilirliği önemli ölçüde azalttığını savunuyor.
Yüzde 97 Ret Oranı Endişe Yaratıyor
EMED tarafından üyeler arasında yapılan ankete göre engelli emekliliği başvurularında ret oranı yüzde 97 seviyesine ulaştı.
Dernek, bu rakamın yalnızca bir istatistik olmadığını, her ret kararının arkasında yıllarca çalışmış, prim ödemiş ve emeklilik planını mevcut sisteme göre kurmuş bir vatandaş bulunduğunu belirtti.
Tetik, "İnsanlar bize yalnızca emekli olup olamayacağını sormuyor. Geleceğini nasıl planlayacağını soruyor. Çocuklarının eğitimini, aile bütçesini, çalışma hayatının sonrasını planlayamıyor" dedi.
Başvurular Aylarca Bekliyor
EMED, ret kararlarının yanında uzun inceleme sürelerinin de ayrı bir sorun olmaya devam ettiğini belirtti.
Derneğe göre son dönemde olumlu sonuçlanan bazı başvurularda dahi bekleme süreleri yaklaşık bir yılı buldu.
"Bir kişinin emeklilik başvurusunun sonucunu öğrenmek için aylarca beklemesi sosyal güvenlik sisteminin amacıyla bağdaşmıyor" diyen Tetik, belirsizliğin engelli bireyler ve aileleri üzerinde ciddi psikolojik baskı oluşturduğunu ifade etti.
“AYM Kararı Daha Fazla Gecikmemeli”
EMED, Anayasa Mahkemesi'nin vereceği kararın yalnızca bugün başvuru yapanları değil, gelecekte engelli emeklisi olmayı bekleyen yüz binlerce çalışanı da ilgilendirdiğini belirtti.
Nazlı Tetik açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Bu mesele yalnızca emeklilik meselesi değildir. Hukuki güvenlik, öngörülebilirlik ve vatandaşın devlete duyduğu güven meselesidir. 45 yıl uygulanan bir sistem değiştiriliyorsa, insanların haklı beklentileri de dikkate alınmalıdır. Anayasa Mahkemesi'nin vereceği karar, engelli vatandaşların geleceğe güvenle bakabilmesi açısından büyük önem taşımaktadır."






